çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2012 Cuma

farklı arayışların sonu...

Bazen insana yaptığı iş yetmez.
Bazen insana yaptığı iş, çok sevse de ruhunu satıyormuş duygusu verir. 
Bazen insan kendini "düzen" denilen o düzensizlikten ayrı tutmak ister. 
Yapabileceklerinin sınırını zorlar. 
Sınırlarını iter, yumruklar, genişletmeye çalışır... 
Hayattan vazgeçmemenin, karanlığa teslim olmamanın yolunu arar... 
Yaratıcı olmak zorundadır insan. Hayatı yenilemek için... 
Bunun en güzel yolu da dönüştürmek... 
Hayaller hayatının merkezindeyse eğer, herşeyi dönüştürebilirsin. Herşeyden yeni bir "öykü" yaratabilirsin. 
İşin öyküyse, işin insana insanı anlatmaksa, insana yapabileceklerini de gösterebilmeyi hayal edersin. Güzelleşen bir dünyayı... öylesine elimizde ki, herşeyi güzelleştirmek ve dönüştürmek... 
Bunu hayal etmeye başladığında duramazsın zaten... onları başkaları da görsün istersin. Paylaşmak, çoğalmak...  
"geri dönüşüm" projesi de böyle başladı. Kendimi başka alanlarda da ifade edebilme tutkusuyla... 
Kendime başka bir "yaşam biçimi", yeni bir iş alanı yaratma arzusuyla... 
Denemeydi. Başarılı olsaydı, belki o alan önceliğim olacaktı. 
Deneyemedim bile :) 
Koşullar uygun düşmedi. 


Ama vazgeçmedim. 
Elimdekilerle ve yeni hedeflerimle fiziki değil, sanal dükkanlarda deneyeceğim şansımı. Cahil olduğum bir konu... Epey araştırmam gerekecek. 
İşte yaptıklarımdan biri. Geri dönüşüm ürünü. 
Panço'nun bisküvi kabı. Plastik. Saksı kadar büyük. Kapağı da var. Onlar da minik tablolara dönüştü. 
Bir ara onları da fotoğraflayıp koyacağım. 
Bu Fenerbahçeli bir arkadaşa armağan gitti. Yanındaki kuş ve kafesiyle birlikte. 



 
Ve bugün elinde bahar dalıyla gelen arkadaşımın çiçekleri içine kağıt çiçek yapmadığım bir tanesinin içine kuruldu. Çok da yakıştı. Güzel bir vazo olmamış mı? silikonla yapıştırdığım o yeşil zincir ve çiçekleri iki yıl önce tığa merak saldığım sırada yapmıştım. Hatta o ipleri aldığım dükkan sahibi öğretmişti çiçek yapmayı, ayak üstü... Becermişim di mi? Yapabildikten sonra hemen başka bir şeye ilgi duyuyorum. Yay olmanın güzelliği ya da bokluğu :) herşeyi merak edersin, öğrenir, geçersin... Hayatta merak edilecek o kadar çok şey var ki...


Onca şey yaparken, aslında tepsi, kutu falan boyamaktan o kadar da hoşlanmadığımı farkettim. 
Beni heyecanlandıran bu "geri dönüşüm" işleri... 
Yaratıcılığı zorlayan, geliştiren işler. 
Yakında çok acayip işlerle karşınızda olacağım. 
Asal işime döneyim şimdi... 
Öykü yaratmaya, hayatı değiştirmeye devam edeyim... 


23 Haziran 2011 Perşembe

hayat boka sarınca....




Bu çiçekler ortaya çıkmak zorundaydı. Herşey karşıtıyla vardır.  Güzel değil mi? Dün gece şakır şukur bunları yaptım. 



Şakır şukur ses çıkaran makas değil. Ben de değilim. Bu küçük alet. Bildiğimiz zımba. Büyüğü var, daha küçüğü var...  Bu ortancası. Fiatı makul olanı. Yıldızı var, kedisi, balığı, çiçeği, böceği var... Neden var? Dünya boka sarınca güzel bir şeyler görmek için var. Vazgeçmemek için var... Yüreği aklı sağlam tutmak için var... Demir işlesin de kararmasın diye var... Oturup sızlanmayalım, kendimize acıyıp hem kendimizi hem çevreyi çürütmeyelim diye var. 
Dünyada yeterince bok var zaten, göt olup daha da bok etmeyelim diye var.


Kırmızı çiçekler hani şu kağıttan yapılmış poşetler var ya...  Metis'in kitap fuarındaki torbalarından biriydi kırmızı olan. Kirli çıkı olmanın yararlarından biri, atmamışım, Bir kutu dolusu çiçek oldu şimdi.  Gazeteden kestiğim çiçekleri de sevdim.  Scrapbooking malzemeleri satan yerlere bayılıyorum. Tam bana göre oyuncaklar.  Bence herkese göre oyuncaklar.  Üretmek isteyenlere tabii... Oturup kendine acımak isteyenlere lafım yok. 

Yalan! Olmaz olur mu? Kendi kendinizi tüketin lan! Yanınızdaki insanları özgür bırakın! Onları yemeyin. Gidin dağ başında falan ölün! Kurda kuşa yararınız olur belki. 
Acılarınızı akıtıp çevreyi kirletmeyin!